20 Nisan 2017 Perşembe

Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri - Barrington Moore Jr "PDF e-kitap indir"

Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri - Barrington Moore Jr "PDF e-kitap indir"

Barrington Moore, Jr., Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri (Çağdaş Dünyanın Yaratılmasında Soylunun ve Köylünün Rolü), İngiltere, Fransa, ABD yakın tarihlerinde parlamenter demokrasinin kökenlerini araştıran üç bölümlük birinci kesimden;

Rusya ile karşılaştırmalarla Çin örneğinde komünizmin; Almanya ve İtalya ile karşılaştırmalarla "Asya Faşizmi" oıarak gördüğü Japonya örneğinde faşizmin; bazı azgelişmiş ülkelerde çağdaşlaşma yolunda benimsenen "demokratik gradüalizm" seçeneğinin yolaçtığı yoksulluk, gerilik, cahillik gibi sıkıntılarının, özgürlüğe ve eşitliğe ve sonunda sosyal demokrasiye yönelebilen "devrimci şiddet yolu" örnekleriyle karşılaştırdığı Hindistan örneğinde azgelişmiş ülke demokrasisini ele alan bölümlerden kurulan ikinci kesimden;

Yazarın bu altı bölümdeki somut sosyal tarih araştırmalanın verilerinden çıkardığı kuramsal sonuçların işlendiği ve geleceğe ilişkin projeksiyonların yapıldığı "Çağdaş Topluma Demokratik Yol”, "Tepeden İnme Devrim ve Faşizm", "Köylüler ve Devrim" başlıklı üç bölümle,"Gerici ve Devrimci İmgelem" başlıklı bir sonsözden ve "İstatistikler ve Tutucu Tarihyazıcılığı Üstüne Bir Not' başlıklı ekten kurulu üçüncü kesimden oluşmakladır.

Barrington Moore, Jr. yapıtında, aristokrasinin kökünü kazıyabilen radikal burjuva devrimlerinin, yolu, özgürlükçü sosyal demokrasilere açabildiği; buna karşılık, doğru dürüst bir burjuva devrimi geçirmemiş toplumlarda, asker kökenli olan aristokrasinin kanatları altında palazlanan zayıf burjuvazinin, bir aşağı sınıf devrimi tehlikesi karşısında, "demir ile çavdarın evliliği" denen sınıf koalisyonuyla, faşist diktatörlüklere yönelebildiği; köylü devrimleri ile gerçekleşen komünist diktatörlüklerin sonunda özgür ve eşitlikçi topluma varabilecek yola girebilecekleri gibi son derece ilginç kuramsal sonuçlara ulaşmaktadır.

Ne burjuva ne işçi devrimlerinin köylülüğün desteği olmadan başarıya ulaşabildikleri, ama her iki devrimin başarıya ulaşır ulaşmaz köylülüğü ortadan kaldırdıkları, bunun acıklı, gene de çağdaşlaşma ve demokratlaşma için kaçınılmaz bir zorunluluk olduğu gibi başka ilginç savlar da geliştirmektedir. Bu savlar arasında "çağdaşlaşma" sorunları üzerine derin çözümlemelerde bulunmaktadır. Moore, yapıtına, "tarih", "bilim", "yöntem", "nesnellik", "gerçek" "bilimadamı etiği" vb. konularda özgün kişisel görüşlerini de serpiştirmiştir. (Arka kapak)

***

Toplumbilimlerinde günümüzde saygın bir duruma gelen "tarihsel sosyoloji" ekolünün ilk kalıcı örneklerinden birini veren Barrington Moore'un Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri yapıtı bir "toplum bilimi klasiği" sayılmaktadır.

Moore bu yapıtında, çağdaşlaşmaya varan üç yolu incelemektedir. İngiliz Püriten Devrimi, Fransız Devrimi, Amerikan İç Savaşı ile "burjuva devrimi"nin oluşturduğu, kökeninde ve özünde şiddetin yattığı birinci yolun, "demokratik kapitalizm" sonucuna ulaştığını ileri sürmektedir.

Çağdaşlaşmaya varan bir başka yolun, "köklü devrimi" ile gerçekleştirilen komünist diktatörlük olduğunu Çin örneğinde göstererek, bu yolun feodal güçleri temizlediği ölçüde ileride özgür topluma varabilecek kapıları açtığı görüşündedir.

Üçüncüsünü, ne bir köylü devrimi ne de burjuva devrimi geçiren; çağdaşlaşmaya, aristokrasi ile onun denetimindeki güçsüz bir burjuvazinin, alt sınıfların devrimi ve Batı emperyalizminin tehdidi karşısında kurduğu "demir ile çavdarın evliliği" denen sınıf koalisyonuyla Japonya'nın izleyip, "Asya faşizmi" dediği yolun oluşturduğunu göstermektedir.

Demokrasiye az çok ulaşıp çağdaşlaşmaya tam olarak ulaşamayan Hindistan ise, bir dördüncü yolun örneğidir. Moore bu örnekte devrime başvurulmayan "barışçı değişme'' dediği yolun kitlelere ödetilen ağır bedeli üzerinde durmaktadır.

Etik yargılarından ve eleştirel yaklaşımından hiçbir siyasal düzenin kaçmasına izin vermeyen Barrington Moore, kurulu düzenler hakkında şu saptamada bulunmaktadır: "Kültürel ve toplumsal sürekliliğin açıklama gerektirmediği düşüncesi..- [bunların] her kuşakta, çoğu kez büyük acılarla ve sıkıntılarla yeniden yaratılmasının gerektiği gerçeğini gözlerden kaçırmaktadır. Bir değerler sistemini sürdürebilmek ve aktarabilmek için insanlar yumruklanırlar, itilip kakılırlar, tutukevlerine yollanırlar, toplama kamplarına atılırlar, kandırılırlar, rüşvetle satın alınırlar, kahraman yapılırlar, gazete okumaya özendirilirler, bir duvar dibine dikiltilip kurşunlanırlar ve hatta bazen onlara sosyoloji öğretilir". (İmge Kitapevi'nin yaptığı yeni basımının arka kapak yazısı)

Kitabın PDF uzantısını indirmek için bağlantı:
http://bc.vc/srANkyn

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Neler olmuş?

Yorumlar

Aramıza katıl